Ürkek, genç kızın utangaç bakışları arasında yaşlanmış, sert yüz hatlarıyla odanın karanlığında adeta bir avcı gibiydi. Gözleri açlıktan parlarken, onun üzerinde oynadığı o bebek gibi minicik bedenin her kıvrımını didik didik inceliyordu. Kız, saf ve deneyimsizliğin verdiği masumiyetle titriyor, ama içten içe yanan o sapkın arzuları bastıramıyordu. Adam konduramadığı hızla elini kızın bele attı, parmaklarını orada burada gezdirirken genç bedenin isyan dolu iniltileri odayı doldurdu.
Zavallı folloşun amcığı ilk defa böyle kaba ellerin arasında ezilirken soluk soluğa kalıyordu. Yaşlı adam yalayıp yalamaya başlayınca kızın gözlerinden yaşlar boşandı; utanma ve zevk birbirine karışmıştı artık. Amcığının ıslanmasıyla cesareti artan yaşlı adam hızlıca ayaklarını açtırdı; uzun yılların tecrübesiyle orada ne yapacağını çok iyi biliyordu. İnatçı yarak adeta kendi canına okuyor, sert sert kökleyerek… Genç kızın üstüne binip iniltisini boğmaya çalışırken aynı anda göğüslerine dans eden elleri ona aitmişcesine saplantılıydı.
“Daha derin…” dedi keskin sesiyle, gençliğin taze etine saplanıp çıkarken hiçbir limit tanımadan köklemeye başladı. Kız korkudan mı yoksa hazdan mı ağladığını bile anlamadan sırıtırcasına inliyordu; amcık derinlere itilmişken yarak sertçe çekilip tekrar sokuluyordu içine istemsizce. Esnemiş anüsünü boş bırakmayan yaşlı adam sabırla sakso yapıyor, dilini acımasızca sürterek onu yavaşça mayalıyor; her hareketinde genç kızı deli eden o karanlık kirli arzusu patlak veriyordu.
Artık direnmek yoktu; amcık sarkıyor, yarak hem içeride hem dışarda ritmik bir dayama gösterisi yapıyordu. Sarhoş edici kokular birleşmiş, terler tenlerde kaynaşmıştı. Sonunda yılların yüküyle boğuşan adam hırıltılar çıkararak son darbeyi vurduğunda genç kız bütün gücüyle sokulan yaranın içinde çırpınıyor, zavallıca bağırıyordu. Sert köklemenin getirdiği kabalık ve kötü niyetle nefes almayı unutmuştu: O an gerçeklikten kopmuştu, sadece çıplak bir deliğe dönüşmüştü…